bilinmek

kendi işini bilmek; itiraf etmek;bilinmek, anla şılmak II, 23, 143, 228

Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini. 2009.

Look at other dictionaries:

  • bilinmek — nsz Bilme işine konu olmak, anlaşılmak, öğrenilmek Bir haftadır civarda dolaştığı biliniyor, yakalanamıyordu. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilsikmek — bilinmek I, 21 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ukulmak — bilinmek, anlaşılmak , I, 197 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • tanınmak — nsz 1) Kim olduğu bilinmek İçeride bir süre, tanınan bu sesin verdiği bir korku ile her şey sustu. R. H. Karay 2) Herhangi bir özelliği ile bilinmek Meddahlıkta kendinden önce gelenleri geçmiş bir adam olarak tanınmıştı. M. Ş. Esendal 3) Hukuki… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilinegelmek — nsz Önceden beri bilinmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bilinme — is. Bilinmek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tanılmak — nsz, esk. Tanınmak, bilinmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ün almak (veya kazanmak veya salmak veya yapmak) — ünü herkesçe bilinmek ve her yerden duyulmak Dünyaca ün almış Mark Twain Derneğinin fahri üyeliğini aldığını duyunca... S. F. Abasıyanık Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek — çok açık bir biçimde görülmek, herkes tarafından bilinmek Haksızlık, rüşvet, gözle görülür, elle tutulur hâle gelmişti …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dershân — (A. F.) [ ناﻮﺨﺱرد ] öğrenci. ♦ deruhde edilmek üste alınmak, görev bilinmek. ♦ deruhde etmek üstüne almak …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.